“Mazi” Kalbimde Yaradır

Genç kızın sarı saçları sevdiği adamın dizlerine yayılıyor, menekşe renkli gözleri ise yüzüne bakıyordu.

Birden kızın elleri genç adamın yüzüne uzandı, gözlerine uzun uzun baktı ve acı bir gülümsemeyle konuştu:

“Necip, içim sıkılıyor. Kalbim göğsümü parçalayacakmış gibi vuruyor. Bana öyle geliyor ki, seni bir daha göremeyeceğim.”

 Necip Celal adındaki genç adam henüz 19 yaşındaydı.

Yaşıtı olan menekşe gözlü kız ise Taksim Gazinosu’nda çalışıyordu, Almanya’dan, babasından, evlendirilmek istendiği adamdan kaçıp İstanbul’a gelmişti. Aşkları daha 15 günlüktü.

Üç gün sonra buluşmak üzere ayrıldılar. Necip Celal üç gün sonra buluşma yerinde kızı bekledi.

Saatler geçiyor aşık olduğu kız görünmüyordu, sonunda dayanamayıp pansiyona koştu.

Genç kızın korktuğu olmuş, pansiyon sahibi yaşlı kadının anlattığına göre babası ve nişanlısı O’nu zorla alıp götürmüşlerdi.

İLK AŞK İLK TANGO

Necip Celal saatlerce yürüdü, nereye gittiğini bilmiyordu. Kendine geldiğinde, ayaklarının onu çok sevdiği İstinye’ye götürdüğünü fark etti.

Akşam olmuştu. Anadolu yakasına baktı.

Yükselen mehtabın kararan sulara serptiği sarı parlak benekler, koyu yeşil dalgaların üstünde uçuşuyordu.

O zamanlar Necip Celal’in gözleri henüz sağlamdı. Yakamozları izlerken, kayıplara karışan sevgilisinin hayali karşısında görünür oldu birden.

Sonra aşık olduğu kızın hayali bulanıklaştı. Necip Celal ağlıyordu. Kafasının içinde ise bir melodi dönüp duruyordu. O gece odasına kapandı.

1928 yılının Temmuz ayında güneş dünyayı aydınlatmaya başlarken ‘Mazi’ adlı ilk Türkçe sözlü tango doğmuştu. Necip Celal Andel’in gözleri ise daha az görüyordu artık.

Kaynak